Archive for Nisan 2008

h1

Asıl Amaç İslâm’ı Protestanlaştırmak

18 Nisan, 2008

Dr. Ebubekir Sifil milli gazete dinler arası diyalog

Hıristiyanlıktaki Protestanlık benzeri bir anlayışın İslâm inancı içine yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Dr. Ebubekir Sifil, ESAM’da verdiği konferansta önemli uyarılarda bulundu. Sifil, Hıristiyanların aynı İncil’e inanmasına rağmen Protestanlık mezhebiyle kilise ve papayı devreden çıkararak herkesin İncil’den ne anlıyorsa onu yaşamasının istendiğini anımsatarak “İslâm’ı dönüştürme çabalarının da varmak istediği nokta burasıdır. Protestan İslâm oluşturmak isteniyor. Müslümanların bunu iyi görmesi gerekiyor” dedi.

Dr. Ebubekir Sifil, İslam’ı dönüştürme çabalarının tehlikeli boyutlara geldiğini belirterek, “asıl tehlike ise dışarıda değil içeriden kaynaklanıyor” dedi. Kanaat önderlerinin İslam’ı dönüştürme çabalarına nasıl katkıda bulunduklarını çarpıcı örnekleri ile anlatan Sifil, bu çabaların asıl hedefinin ise Protestan İslam oluşturmak olduğunun altını çizdi.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) bu haftaki konferansına Dr. Ebubekir Sifil konuşmacı olarak katıldı. ‘İslam’ı Dönüştürme Çabaları’ konulu konferansta çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Sifil, İslam üzerindeki dönüştürme faaliyetleri incelendiğinde insanlık tarihinde en önemli kırılmanın modern dönemde yaşandığına dikkat çekti. Modernizm, dünyevilik gibi kavramlarla din de dahil her şeyin değişime tabi olduğu yönündeki anlayışın bu kırılmanın en önemli noktasını oluşturduğunu söyleyen Sifil, Müslümanların da bilinçaltında bu değişimin izlerinin görüldüğünü kaydetti. İşin en tehlikeli tarafının da burası olduğunu ifade eden Sifil, “Sembollerimize karşı yapılan saldırıları hemen red ediyoruz ama bilinçaltımızda bizi biz yapan kodlarımızla oynanmasını ise kabul ediyoruz” dedi.

İnanç değerlerinin kodlarının da kanaat önderleri vasıtasıyla oynandığının altını çizen Sifil, “Dinimize dil uzatanlara hemen refleksimizi ortaya koyarak red ediyoruz ama aynı safta namaz kılanların söylediklerini de ‘esas İslam bu’ diye içselleştiriyoruz” şeklinde konuştu. Bu durumun çok tehlikeli boyutlara geldiğini vurgulayan Sifil, “Din kodlarımızı, çağdaş terminoloji ile çarpıştığı yerde hemen red ediyoruz” dedi.

Modern değerlerin ön plana çıkarılması, hayatın bu çerçevede değerlendirilmesi anlamına gelen dünyeviliğin Protestanlık mezhebinin bir ürünü olduğunu bunun sac ayaklarının da gelişme-ilerleme-kalkınma gibi kavramlardan oluştuğunu ifade eden Ebubekir Sifil, “Gelişme-ilerleme-kalkınma kavramlarının arkasında da sömürge, kölelik ve rasyonalite vardır” dedi. “Bugün sömürgeleşmeden uzak kalarak gelişen bir tane bile Batı ülkesi yoktur. Hepsinin gelişmesi, ilerlemesi ve kalkınması sömürerek ve köleleştirerek mümkün olmuştur” dedi.

(Milli Gazete 18.04.2008)

Reklamlar
h1

Kur’an-ı Kerimde Yahudi ve Hıristiyanlar

14 Nisan, 2008

Kur’an-ı Kerim Qur'an Koran Alcoran Kur'an Kuran

Hz. Yakub’un adı İsrail olduğu için, Yahudilere İsrail oğulları denildi. Hz. Musa Tur dağına gidince, bunlar dinden çıktı. Buzağıya taptı. Sonra pişman olup tevbe ettikleri için, Yahudi denildi. Yahudi, doğru yolu bulucu demektir.

Yahudiler, Hz. Musa’ya çok eziyet etti. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehid etti. Hz. İsa ve annesine iftira ettiler. Peygamber efendimizi zehirlediler. Hz. Osman zamanında, fitne çıkararak, Halifenin şehid edilmesine sebep oldular. İbni Sebeciliği, Hurufiliği meydana çıkarıp, müslümanları parçalayıp, birbirine düşman ettiler. Dinleri yok etmek için masonluğu kurdular.


Yahudiler hakkındaki âyetlerden bazıları şunlardır:

1- Tevrat’ı değiştirdiler. (Bekara 79)

2- Peygamberleri öldürdüler. (Âl-i İmran 183)

3- Hz.İsa’yı öldüremediler. (Nisa 157)

4- Fesat çıkardılar. Allah’a cimri dediler. (Maide 64)

5- Hz. Meryem’e iftira ettiler. [Nisa 156]

6- İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir. (Maide 82)

7- Üzeyir Allah’ın oğlu dediler. (Tevbe 30)

8- Kıskançlık ve maddi çıkar yüzünden Kur’ana inanmadılar. (Bekara 146)

9- Çoğu iman etmeyecektir. (Bekara 100; Nisa 155)

10- Allah’ı inkârlarından dolayı lanete uğradılar. (Bekara 88-89)


Kur’ana göre Hıristiyanlar

1- Meryem oğlu Mesihe, Allah diyenler, kâfir olmuştur. (Maide 72)

2- Allah üç ilahtan biridir diyenler kâfir olmuştur. (Maide 73)

3- Meryem oğlu Mesih bir Peygamber, anası da sadık bir kadındır. (Maide 75)

4- İsa Mesihe Allah’ın oğlu dediler. (Tevbe 30)

5- Yahudilere göre, Hıristiyanlar Müslümanlara daha yakındır. (Maide 82)


Yahudi ve Hıristiyanların ortak yönleri:

1- Bilginlerini, rahiplerini Rabler edindiler. (Tevbe 31)

2- Yahudi bilginleri ve Hıristiyan rahipleri halkın mallarını yediler. (Tevbe 34)

3- Allah’ın oğullarıyız dediler. (Maide 18)

4- Bile bile hakkı gizlediler. (Âl-i İmran 71)

5- Allah çocuk edindi diye iftira ettiler. (Bekara 116)

6- Allah’ın âyetlerini inkâr ettiler. Âl-i İmran 70)

7- Allah’a iftira ettiler. [Âl-i İmran 78]

8- Yahudi ve Hıristiyanlar, birbirinin dostlarıdır. (Maide 51)

9- Resulullah, dinlerine girmedikçe, Yahudi ve Hıristiyanlar ondan razı olmazlar. (Bekara 120)

10- Dinlerinde aşırı gittiler. (Nisa 171)

11- Kitaplarındaki bilgileri gizlediler. (Maide 15)

12- Ehl-i kitap, “Cennete ancak Yahudi ve Hıristiyanlar girecek” dediler. (Bekara 111)

13- Ehl-i kitap ve müşriklerden olan inkârcılar, Cehennem ateşinde ebedi olarak kalırlar. Onlar, halkın en şerlileridir. (Beyyine 6)


Bu âyetlerden açıkça anlaşılıyor ki, Yahudiler Tevrat’ı değiştirdiler. Hz. Musa’nın dini değişince Allahü teâlâ, İncil ile Hz. İsa’yı gönderdi. Hz. İsa’nın dini de bozulunca, İncil, İnciller hâline gelince, Allahü teâlâ, İslamiyet’i göndermiştir. Kâfir oldukları birçok âyet ile bildirilen Ehl- kitabın da Cennete gideceğini söylemek ne büyük bir dalalettir.

h1

Kaş Yapalım Derken Göz Çıkarmayalım!

11 Nisan, 2008

diyanet işleri başkanlığı logo ilahiyatçılar dinde reform çalışmaları hadis çalışmaları hadisleri ayıklama projesi sapık hareketler

Dün, İngiliz basınının Diyanet’in, Hadis-i şerifler ile ilgili çalışmalarındaki memnuyetlerinden ve sebeplerinden bahsetmiştik. Bugün de, bu hadis-i şerif çalışmalarını – basının ifadesiyle ayıklamalarını- yürüten kuruldaki akademisyenlerin İngiliz basına verdikleri cevaplardan söz etmek istiyorum.

Kanaatime göre, verilen cevaplar halkımızı tatmin etmedi. Verilen cevapların bir kısmı kapalı, muğlak. İfadeler, yapılmak istenenler net değil. Bazıları da, dolaylı olarak ifade edilse de, İngiliz basınını doğrular mahiyette. Gerçek belki böyle değil ama görüntü böyle! En önemlisi, böyle bir çalışmaya gerçekten ihtiyaç var mıydı? Halkımızın, bilinmesi gereken zaruri iman, ibadet bilgilerinde bile pek çok eksiği varken böyle bir çalışma kime ne fayda sağalayacak? Halkımız, avam için yazılmış ilmihal kitaplarını bile anlamaktan âciz iken, onları hadis deryasına sokmanın faydasını zararını iyi hesap etmek gerekir. Yüzme bilmeyeni denize itip, sonra da, yüzme öğrenseydi, demek akla da mantığı da aykırı. Şimdi gelelim verilen cevaplara:

Deniliyor ki,

“İslam’ı değil dindarlığımızı, kendimizi reforme ediyoruz. Müslümanlar dini bilgilerini yenilemek, dindarlıklarını güncellemek zorundadırlar. Hadisleri 21. yüzyılda yaşayan bir insan olarak anlamaya çalışıyoruz. ‘Dini 8. asırdakiler anladı, bu bize yeter’ diyemez!”

Kapalı olan, net olmayan işte bu tür açıklamalar. İslamı değil, kendimizi reforme ediyoruz, dindarlığımızı güncelleştirmek istiyoruz, ne demek! Güncelleştirme yeni bilgiler, yeni değişiklikler üzerinde yapılır. Yeni dini bilgiler mi geldi, yeni gelen vahiy bilgilerine göre mi kendimizi yenileyeceğiz? Böyle bir şey sözkonusu olmadığına göre neyimizi güncelleştireceğiz?

Ayrıca,” Dini 8. asırdakiler anladı, bu bize yeter’ diyemez!” sözü de çok iddialı bir çıkış. Sekizinci asır, mezheplerin şekillendiği, ortaya çıktığı bir devir. Dört mezhep imamlarından olan, İmamı A’zam Ebu Hanife, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbel gibi İslam fıkhının dört direği olan zatların ve bunların yetiştirdiği fıkıh âlimlerinin anladıkları ile yetinmeyip de kimin sözü ile yetineceğiz. Akşam başka sabah başka hüküm bildiren, halkımızın kafasını karıştırmak için televizyon televizyon dolaşıp şaklabanlık yapan ilahiyatçıların sözleri ile mi yetineceğiz, dini bilgilerimizi güncelleştireceğiz. 1200 yıldan beri, bütün İslam alemi bunlarla yetinmişken, biz niçin yetinemeyiz? 1200 yıldan beri milyarlarca Müslümanın yaptığı yanlış da bizim yapacağımız mı doğru olacak? Bu dinde yeni bir anlayış, yeni bir yaklaşım, başka bir ifade ile bir çeşit reform olmayacak mı? O zaman İngiliz basınına olayı çapıttı diye niçin kızıyoruz?

Başka bir kurul üyesi de,

“İnsanların Peygamberin sahih hadis ve sünnetini kolayca anlayarak, uygulayabilecekleri, bilimsel bir kılavuz hazırlıyoruz. Ancak bu kitap ne hukuk, ne fıkıh ne ilmihal ne de ansiklopedi olacak. İnsanlar bu kitabı okuduğunda örneğin kurban konusunda Peygamberimizin hem sözlerini hem de uygulamalarını bulacak, doğrusunu yapacak!”

Bu ifadelerden anlaşılıyor ki, ibadetlerin doğru olarak yapılabilmesi için, fıkıh kitaplarını, ilmihal kitaplarını 1400 yıllık uygulamaları bir tarafa bırakıp hadis-i şerifleri esas almak gerekir. Bütün usul ve akaid kitaplarında geçen; “dinin kaynağı dörttür; Kuran’ı kerim, Hadis-i şerifler, İcma ve kıyas” kaidesi ne olacak! 21. yüzyıldayız diye son ikisini, mezhepleri artık yok mu farzedeceğiz? Bu da bir çeşit reform sayılmaz mı? Dün bahsettim, asırlardır İslama zarar vermek isteyen dış güçler de bunu istemiyorlar mıydı?

Bir de, açıklamalardan anlıyoruz ki bu çalışmada, “ayıklamada” kadınlarla ilgili hadis-i şerifler ağırlıkta. İngiliz basının bu konuya çok önem vermesi, son yıllarda kadın konusunun İslam aleminde gündemden düşmemesi, İslam Konferansı Teşkilatının her toplantısında, “kadın hakları”, “ kadının eşitliği”,”kadının ekonomik özgürlüğü” gibi konuların önemli bir gündem oluşturması kuşkuları artırmakta. Her toplumda görülen marjinal örnekleri esas alarak bütün toplumu suçlamak haksızlık olur. Batı’da da bu tür şiddet olayları fazlasıyla var.

Açıklamada, Peygamber efendimizin söylemeyeceği hadisleri ayıklıyoruz, denilmekte. Peki kime göre söylemediği! Anlaşılan ortaya bir şablon konulacak, buna göre ayıklanacak. Ya söylediği sözler ise! Eğer Batı’nın, “Kadını küçük düşüren” anlayışı, Batı’nın, “modern kadın” yaklaşımı esas alınacaksa, pek çok hadis “modern aklın” hışmına uğrayacak demektir.

Batı’nın kadın üzerinden, İslam ülkelerinde bir oyun oynadığı kesin. Aileyi yıkmadıkça, İslama zarar veremeyeceklerini anladıkları için çalışmalarını bu konuda yoğunlaştırdılar. Bunun en kestirme yolu da, sözde kadınları korumak bahanesiyle onları sokağa çekmek. Böylece, İslam aile yapısında önemli bir reformu gerçekleştirmiş olacaklar! Bundan sonrası zaten kolay!

Meal kapısı açılarak, yüzlerce farklı meal piyasaya sürülerek yeteri kadar halkın kafası karıştı zaten. Şimdi de, hadis kapısı aralanarak, halkın kafasını karıştırmak kimseye fayda getirmez. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım. Diyanet’in bu çalışmayı tekrar gözden geçireceğini umuyorum.

h1

Nihat Genç, Fethullah Gülen’e Esti, Gürledi!

11 Nisan, 2008

Nihat Genç bu hafta da esti gürledi. Genç’in bu haftaki hedefi Gülen ve Nur cemaati idi: ‘Terbiyesiz, Allahsız!’

Skytürk adlı televizyon kanalında her hafta gündemdeki konulara değinen ve sert üslubuyla dikkat çeken Nihat Genç bu hafta da zehir zemberek açıklamalar yaptı. İşte Genç’in bu haftaki açıklamalarından öne çıkanlar.

Avrupa’da Fethulah Hoca’nın dergilerinde Kelime-i Şehadet’in ‘Lailahe İlallah’ şeklinde kısaltılarak kullanıldığını iddia eden Nihat Genç, Fethullah Hoca’yı sert bir şekilde eleştirdi. Genç, tamamı ‘Eşhedüenla İlaheİllallah Eşhedü Enne Muhammeden Abduhü ve Rasuluhu’ olan Kelime-i Şehadet’in son kısmının Gülen cemaati tarafından kullanılmayarak dinler arası diyaloğa feda edildiğini iddia etti ve şu sözleri sarfetti:

“Bu insanlar Avrupa ve Amerika’nın karşısında kelime-i şehadeti söylemeyecek kadar korkak, pısırık, dinlerinden vazgeçen insanlardır. Amerika’da, Bush’un yanında bunları söyleyemiyorsunuz! Kalksın bunu Fethulah Hoca söylesin, Amerika’da söylesin! Terbiyesiz, korkak insanlar!”

(kaynak: habervakti.com 18.02.2008)

h1

Batı’nın İstediği İslam Modeli

11 Nisan, 2008

ingiliz basını Financial Times ingiliz basını ingilizlerin islam düşmanlığı dinler arası diyalog

Batı Hıristiyan âleminin İslam aleyhdarlığı geçmişte olduğu gibi bugün de bütün hızı ile devam ediyor. Asırlardır, kılıç ve silah gücü ile yıkamadıkları İslamiyeti şimdi içeriden yok etme peşindeler. Bir dinin içeriden nasıl yıkılacağında hayli de tecrübeleri var zaten. Gerçek Hıristiyanlığın, işlerine gelmeyen kurallarını dinde “Reform” yaparak ortadan kaldırdılar. Böylece herkes istediği gibi dini yorumlayarak, dinin kurallarından kendilerini sıyırdılar. Dini yalnızca ahlaki bir sistem haline getirdiler. İzafi bir kavram olan ahlakı da kendilerine göre yorumlayarak, her türlü ahlaksızlıklarına birer kılıf buldular.

Şimdi de, aynı taktik ile İslamda “Reform” yapmak istiyorlar. Buna da, 3 asırdır İslam aleyhdarlığında lokomotif görevini üstlenen İngilizler öncülük yapıyor. Geçenlerde, Diyanet’in hadis-i şeriflerle ilgili çalışmasını İngiliz basınının büyük bir zevkle ve heyecanla vermesi bunu gösteriyor. Nasıl bir İslam istediklerini bakınız nasıl ifade ediyorlar:

“Türkiye İslam’ı yeniden yorumluyor…Diyanet’in hazırladığı bu yeni anlayış İslam’ın modernleşmesi için devrim niteliğinde bir girişim niteliği taşıyor. Chatham House adlı düşünce kuruluşundan Fadi Hakura’ya göre bu Hıristiyanların Reform hareketine benzeyen bir girişim.” (BBC)

“Hadislerin yeniden yorumlanması çalışması “devrim niteliğinde” bir çaba… NATO’nun tek Müslüman üyesi olan ve küresel terörizmle savaşın önemli bir ortağı durumunda bulunan Türkiye’de hadislerin günümüze uyarlanması, İslami radikalizmle mücadeleyi amaçlayan planın bir parçası olabilir.” (The Daily Telegraph)

“Türkiye’deki dini yetkililer, Muhammed Peygamber’in yaptıkları ve söylediklerinin yeniden yorumlanması çalışmasını tamamlamaya yakınlar. Projenin amacı, İslam hukukundaki diğer unsurların yanı sıra, kadınlarla ile ilgili hadisleri yeniden yorumlamak. Çağa uygun hale getirmek.” (Financial Times)

“Türkiye 21’inci yüzyılın İslam yorumunu arıyor… Diyanet’in çalışmasında İslam hukukunun temellerinin yeniden yazılması ve Kuran-ı Kerim’in modern çağa göre yeniden yorumlanması hedefleniyor. İslam inancının Batı değerleriyle bağdaştırılması da hedefler arasında. Son derece iddialı ve kapsamlı bir çalışma olan bu İslami reform projesi yıllar alabilir.” (The Guardian)

Görüldüğü gibi İngiliz basının tek istediği dinde reform… Çağımıza uygun İslam adı ile, dinin asli kaynağı olan Kur’anı kerimin ve Hadis-i şeriflerin yeniden yorumlanarak; kuralları, emir ve yasağı, haramı helalı olmayan, tamamen ahlaki, felsefi esasları dayalı, ismi İslam fakat gerçek İslam ile ilgisi olmayan, Batı standartlarına uygun, Hıristiyan patentli bir İslam modeli ortaya çıkamak.

The Guardian’nın yazdığı gibi bunda aceleleri de yok. Bu konuda sabırlı millettirler. 1750’li yırlarda, Müslümanların kafasını karıştırmak, birbirine düşürmek ve bu arada Arabistan’da “Vehhabiliği” kurmak maksadıyla İslam ülkelerine gönderdikleri binlerce casuslardan biri olan Hempher hatıralarında aceleci olmadıklarını, nihai hedeflerini bakınız nasıl anlatıyor:

Çalışmalarımdan gözle görülür bir netice alamayınca, ümitsizliğe düştüm. Görevi bırakmak istediğimde, Müstemlekeler Bakanı bana şunları söyledi: Sen bu işlerin, birkaç senelik çalışma ile neticeleneceğini mi zannediyorsun? Bırak birkaç seneyi, bu ektiğimiz tohumların meyvelerini, belki de senin, benim torunlarımız bile göremeyecek. Bu tohumların meyvelerini en az yüz senede, belki de 150-200 senede ancak alabileceğiz. Çünkü, bugüne kadar İslâmiyeti ayakta tutan, din bilgileri ve onların kitapları olmuştur. Bunları yok etmedikçe onların dinlerini bozmak mümkün değildir. Bunun için, fıkıh kitaplarını, mezhepleri hissettirmeden kötüleyeceğiz. Bir müddet sonra da, peygamber sözleri (hadis-i şerifler) hakkında, “uydurmaydı, değildi” diyerek şüpheye düşüreceğiz. Ayetleri istediğimiz gibi yorumlatacağız… Bir kültürü, hele asırların birikimi olan din kültürünü yıkmak, kısa zamanda olacak şey değildir. (İngiliz Casusunun İtirafları)

Günümüzde İslam ülkelerinde; mezhepler, fıkıh, ilmihal kitapları artık senet, vesika kabul edilmediğine, herkes âyette, hadiste yeri var mı diye sorduğuna göre, herhalde şimdi meyveleri toplama zamanının geldiğine inanıyorlar.