Archive for the ‘sorulara cevaplar’ Category

h1

Hazret-i İbrahim’e İftira Ediyorlar

25 Mayıs, 2007

ibrahimi dinler masalı

Soru: Son günlerde İbrahimi dinler diye bir şey söyleniyor.

Din kitaplarında böyle bir tabir var mı?

CEVAP
Böyle bir tabir yoktur.
Sadece semavi dinler tabiri geçer. Bunlar Hıristiyanlığı ve Yahudiliği hak din gibi göstermeye çalışan misyonerlerin sinsi bir oyunudur. İbrahimi dinler diye milleti toptan gayri müslim yapmaya çalışıyorlar. Allahü teâlânın, İslamiyet’i göndererek yürürlükten kaldırdığı bozuk dinleri [Hıristiyanlıkla Yahudiliği] yürürlüğe koymaya ve ehl-i kitap denilen gayri müslimleri müslüman göstermeye gayret ediyorlar.

Allahü teâlâ, o dinler bozulduğu için, son olarak İslam dinini göndermiştir. O dinler bozulmamış bile olsa, sonraki gelen din önceki dini nesh eder, yürürlükten kaldırır. Onun için Hıristiyanlığı, Yahudiliği hak din gibi göstermeye çalışmakta bir art niyet yoksa, misyonerlerin tuzağına düşmekten başka şey değildir.

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi; o, Allah’ı bir tanıyan doğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.) [Al-i İmran 67]

Allah böyle buyuruyor, misyonerlerin uşakları, Hıristiyanlık ve Yahudilik için, İbrahimi din diyor. İbrahim aleyhisselam Hıristiyan veya Yahudi mi idi? Değilse ne diye ona böyle iftira ediliyor?

İbrahimi dinler
perdesi altında gayri müslimlere kucak açanlar, şu âyete de aykırı hareket etmiş olur:

(Sen, onların dinine uymadıkça, Hıristiyanlar ve Yahudiler senden hoşnut olmazlar. De ki “Doğru yol, ancak Allah’ın [bildirdiği İslamiyet] yoludur.”) [Bakara 120]

Şimdiki Yahudi ve Hıristiyanlar, Muhammed aleyhisselama inanmadıkça, yani Müslüman olmadıkça ebedi Cehennemliktir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Cennete ancak Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]

(Beni duyup da Peygamber olduğumu kabul etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir.) [Hakim]

Müslüman olan Allah’a inanır. Allahü teâlâ Kur’an-ı kerimde buyuruyor ki:

(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19] (Yahudilik ve Hıristiyanlık denmiyor)

(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3] (Yahudilik ve Hıristiyanlık denmiyor)

(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.)
[Al-i İmran 85] [Bu âyete rağmen İbrahimi din diye başka bir din nasıl aranır?]

(Allah’a ve onun ümmi nebi olan Resulüne iman edin, ona uyun ki doğru yolu bulasınız.)
[Araf 158] (Muhammed aleyhisselama iman etmeyen, Ona uymayan Yahudi ve Hıristiyanlar Cehennemliktir.)

(De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer
[uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

(Allah ile resullerinin arasında farklı bir yol tutmak isteyenler kâfirdir.)
[Nisa 150,151]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]

(Kimi, ona
[Resulüme] iman etti, kimi de, ondan yüz çevirdi. Bunlara da çılgın ateşli Cehennem yetti. Âyetlerimizi inkâr ederek kâfir olanları elbette ateşe atacağız.) [Nisa 55-56]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.)
[Muhammed 33]

Reklamlar
h1

Gayri Müslimlere rahmet dilemek!

18 Mayıs, 2007

Fethullah Gülen ve Papa

Soru: Bazıları, “Papanın imansız öldüğünü nereden biliyorsunuz, belki son nefesinde iman etmiştir. Bu bakımdan ‘rahmetli papa’ demek gerekir. İman kalbde bulunur. Kalbde iman olduğunu Allah bilir. Başkası bilemez. Kalbinde iman bulunan kimseye, mesela papaya kâfir diyenin kendisi kâfir olur. Gayri Müslimlere de imanlı olabilir gözü ile bakmak, onları sevmek gerekir. Papa gibi yaşlı ise elini de öpmek gerekir” diyorlar.

Gayri Müslimlerin ölülerine rahmetli demek caiz midir?

CEVAP

Dinimiz zahire göre hükmeder. Müslüman olduğunu söyleyen ve küfre sebep olan bir sözde ve işte bulunmayan kimsenin bir sözünden veya işinden hem imanı olduğu, hem de imansız olduğu anlaşılırsa, imanı olduğunu anlamalı, dinden çıktı dememelidir. Fakat bir kimse, gayri Müslim ise, buna kâfir denir. Kâfirlerin ölüsüne dirisine dua eden, onlara rahmetli diyen kimse, eğer Müslüman ise, o da kâfir olur.

Sualdeki aynı bozuk mantık, puta tapanlar için de, ineğe maymuna tapanlar için de, Ay’a Güneş’e ağaca tapanlar için de ve diğer bütün kâfirler için de kullanılabilir. Peki ama bunun Müslümanlıkla ne alâkası olur? Bu tür iddialar, “âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere, Allah indinde hak dinin İslam olduğuna inanmıyorum” demenin kamufleli şeklidir!…

***

Soru: Anam babam gayri Müslim idi. Şimdi öldüler. (Ya Rabbi, anama babama rahmet eyle, onları affet) diye dua etmem caiz midir?

CEVAP

Kâfire mağfiret duasında bulunmak küfürdür. Çünkü kâfirlerin hiç affolmayacağı, ebedi Cehennemde kalacağı Kur’an-ı kerimde açıkça bildirilmektedir. Onların affı için dua etmek Allahü teâlânın emrine inanmamak olur. Kâfirler için dua etmek yasaklanmıştır.

Bir âyet-i kerime meali:

(Cehennemlik oldukları [Kâfir olarak öldükleri] açıkça belli olduktan sonra, akraba da olsa, nebinin de, müminlerin de, müşrikler için af dilemeleri doğru değildir.) [Tevbe 113]

Yaşayan gayri Müslimlerin hidayete ermeleri için dua edilir. Peygamber efendimiz, kâfirlerin hidayete kavuşmaları için dua etmiştir. Kâfirlerin yok olması için dua et denildiğinde Resulullah efendimiz, (Ben lanet etmek için gönderilmedim. Ya Rabbi, bunlara hidayet et. Tanımıyorlar, bilmiyorlar) dedi. Başka bir zaman da, (Ya Rabbi, bu dini, Ömer bin Hattab ile yahut Amr bin Hişam [Ebu Cehil] ile kuvvetlendir) buyurmuştur. Hz. Ömer bu dua sebebiyle Müslüman olmuştur.

Hazret-i Ebu Hüreyre anlatır:

(Annem müşrik bir kadın idi. Ne kadar İslam’a davet ettiysem de kabul etmedi. Resulullaha gittim, (Ya Resulallah, dua edin de anneme iman nasip olsun, hidayete kavuşsun) dedim. Dua buyurdu. Ben de anneme müjde vermek için eve gittim. Evin kapısı kilitli idi. Su seslerinden guslettiğini anladım. Annem az sonra elbisesini giyip kapıyı açtı, şehadet getirerek Müslüman olduğunu bildirdi. Hemen koşarak Resulullahın huzuruna gittim. (Müjde ya Resulallah, annem Müslüman oldu) dedim. Sonra, (Ya Resulallah, bir dua daha edin de, beni ve annemi bütün Müslümanlar sevsin, biz de bütün Müslümanları sevelim) dedim. Resulullah bunun için de dua buyurdu. Hiçbir mümin yoktur ki, benim adımı işitsin de beni sevmemiş olsun.) (Şevahid-ün-nübüvve)

Bu olay gösteriyor ki, Hz. Ebu Hüreyre’yi sevmeyenlerin Müslümanlıklarından şüphe edilir.

Hiç bir müminin Cehenneme girmemesi için dua etmek caiz değildir. Çünkü, sapık günahkâr, bid’at ehlinden bir kısmı günahları sebebiyle mutlaka Cehennemde azap görecekler, şefaat yahut başka bir sebeple çıkacaklardır. Bu bakımdan öyle dua etmemelidir.

Ama (Bütün Müslümanlara, bütün müminlere rahmet eyle, onları affet) diye dua etmekte mahzur yoktur. Böyle dua edilmesi âyet ve hadislerle bildirilmiştir.

Bir âyet-i kerime meali:

(Ey Rabbimiz, herkesin hesaba çekileceği gün, beni, ana babamı ve bütün müminleri affet.) [İbrahim 41]

İki hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Erkek ve kadın müminlere dua eden, bütün mümin sayısınca sevab alır.) [Taberani]

(Sizin amelleriniz ölü akrabanıza duyurulur. Durumunuz iyi ise sevinirler, günahkâr iseniz şöyle dua ederler: Ya Rabbi bize nasıl hidayet ettinse, onlara da hidayet etmeden canlarını alma.) [Hakim]

h1

“İslam’dan önce imanı anlatmak”

6 Mayıs, 2007

Dinler Arası Diyalog ve Diyalogcular


Soru:
Hıristiyanlarla iman birliğimiz var
, diyen bir yazar, şunları yazıyor:

“Bir Alman Müslüman bana, (Sizler hep İslam’ı anlatıyorsunuz Halbuki insanların ihtiyacı İslam’a değil, imanadır) dedi. Bir hoca da şöyle vaaz etti: (Yeryüzü bir kitaptır. Bitkiler, varlıklar da bu kitabın harfleridir, satırlarıdırlar. Bu kitabı iyi okuyan imanı öğrenir. Kâinatın bir yaratıcısı olduğunu anlar. Bitkiler çamur yer bize meyve verir. Hayvanlar ot yer, bize et verir, süt verir. Bunların bir yaratıcısı oluğunu düşünmek imandır.) Bu hoca gibi kimse imanı anlatmıyor, herkes, imanı değil hep İslam’ı anlatıyor. Kaybımız da buradan oluyor.” (bkz. Ahmed Şahin, 21 Şubat 2007, Zaman Gazetesi)

Şimdi soruyorum:

İslam’ı anlatmak kayıp mıdır?

İnsanların İslam’a ihtiyacı yok demek küfür değil midir?

İman İslam’dan farklı mıdır?

CEVAP

Sadece Allah’ın varlığını anlatmak iman değildir. Bir Yahudi de, bir Hıristiyan da Allah’ın varlığına inanır. Çünkü kâinattaki her şey, bütün fen ilimleri, Allah’ın varlığını göstermektedir. İnsan aklı ile bir yaratıcının olduğunu bilebilir. Ama Allah’a nasıl iman edileceğini, nasıl ibadet edileceğini bilemez. Bunun için İslamsız iman olmaz.

İman Amentüde bildirilmiştir. Amentüdeki altı esastan biri eksik olursa o iman olmaz. Sadece kâinat kitabını okumakla iman edilmiş olmaz. İmanın altı esasını anlatmak da yetmez. Elde edilen iman muhafaza edilmezse imanı anlatmanın ne önemi var? İmanı muhafaza edebilmek için iki şey lazımdır:

1- Doğru imana yani Ehl-i sünnet itikadına sahip olmak.

2- Salih amellere sarılmak.

İman, muma benzer, ibadetler mum etrafındaki fener gibidir. Mum ile birlikte fener de, İslamiyet’tir. Olmazsa fener, mum çabuk söner. İmansız İslam olmaz, İslam olmayınca, iman da yoktur. Bunun için Kur’an-ı kerimde, (İman edip salih amel işleyenler) ifadeleri geçmektedir. Demek ki imanı muhafaza edebilmek için, salih ibadetlere sarılmak şarttır. Bunun için de fıkhı iyi bilmek gerekir. Bilmeden yapılan ibadet boşa gider, hem de iman muhafaza edilemez.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.) [Beyheki]

(Allah indinde en üstün kimse fakihtir.) [M.Zühdiyye] (Fakih = fıkhı bilen)

(İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.) [İbni Abdilberr]

(Âlimlerin en hayırlısı fakihlerdir.) [İ.Maverdi]

(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

Resulullah efendimiz fıkhı böyle överken, fakih için, Allah indinde en üstün kimse ve fıkıh için de, en kıymetli ibadet buyururken, fıkha ihtiyacımız yok diye fıkhı kötülemek elbette küfür olur.

İmam-ı a’zam hazretleri fıkıh için (lehine ve aleyhine olanı bilmektir) diyor. Kârını zararını bilmeden iş yapana deli denir. Dinde de kârını zararını bilmemek felakettir. Fıkıh bilmeden ibadet yapılamaz, iman da korunamaz.

Allah’ın varlığını ispata çalışmakla da iman kurtarılmaz. Küfre düşürücü söz ve hareketleri bilmeyen her zaman küfre düşer. Mesela Allah düşünür demek veya İslamiyet bir düşünce sistemidir demek, ilahi şuur demek küfürdür. Allahü teâlâ, (İman edip salih amel işleyenler hariç herkes zarardadır) buyurdu. (Asr suresi)

Bir dinsiz de, kâinata bakarak bir yaratıcıyı kabul edebilir. Onun için sadece Allah’ın varlığını kabul etmek iman olmaz. İman kalb ile olur. İslam kalb ve dil ile birlikte olur. İman kalbe mahsustur. İslam ise, kalbin, dilin ve bedenin hepsine mahsustur. İman, altı şeyi öğrenip, bunlara inanmak demektir. İman eden, dinin emirlerine uyarak Müslüman olur. Cennete girme şartı müslüman olmaktır. İslam’ı bilmek ve uymak şarttır. Bir âyette, (Allah indinde hak din ancak İslam’dır) buyuruluyor. Yoksa İslamiyet niye geldi?

Hâşâ Allah İslam’ı lüzumsuz yere mi gönderdi?

h1

Resulullaha inanmayan mümin olamaz!

19 Nisan, 2007

Fethullah Gülen ve Papa-Merhamet Bakışları

Soru: “Kelime-i tevhidin La ilahe illallah kısmını söyleyen, fakat Muhammedün Resulullah kısmını söylemeyen insanlara da merhametle bakmalı, çünkü ahirette onlar da Allah’ın sonsuz rahmetine kavuşacak” (bkz. Fethullah Gülen, Küresel Barışa Doğru, s.131) diyenler çıkıyor.

Böyle inanan Müslüman olur mu, Cennete girer mi?

CEVAP
Allah’ın rahmeti, dünyada herkesedir. Ahirette, gayri müslimlere zerresi yoktur. Allahü teâlâ, (Rahmetim her şeyi kaplamıştır) dedikten sonra, (Rahmetim, benden korkup, haramdan kaçan, zekatını veren ve Kur’ana inananlar içindir) buyuruyor. Daha sonra da resule iman edip uymamızı emrediyor. (Araf 156-158)

Resulullaha inanmayan Müslüman olamaz, Cennete giremez.

Kur’an-ı kerim baştan sona kadar Muhammed aleyhisselama iman edip uymayı emrediyor, uymayan Müslüman olamaz, kâfir olur buyuruyor.

İşte bazı âyet-i kerime mealleri:

(Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]

(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Nur 54]

(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

(De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

(Allah ile resullerinin arasında farklı bir yol tutmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,151]

(Biz her peygamberi kendisine itaat edilsin diye gönderdik.) [Nisa 64]

(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]

(Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: Müminler, “İşittik, itaat ettik” derler, işte kurtuluşa erenler bunlardır.) [Nur 51]

(Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]

(O Peygamber, güzel, temiz şeyleri helal, çirkin, pis şeyleri haram kılar.) [Araf 157]

(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

Resulullah, Kur’an-ı kerimi açıklayarak, imanı şu şekilde tarif etmiştir:

(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe [yani Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır.) [Buhari, Müslim, Nesai]

Mümin olmak için bütün peygamberlere inanmak gerekir. Yahudiler ve Hıristiyanlar, diğer küfürleri bir yana, Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için de kâfir oluyorlar.

İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: İman edilecek şeylerden birine bile inanmayan kimse, (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) dese de, Müslüman olmaz. Amentüdeki altı şeye inanan ancak Müslüman olur. (R.muhtar)

Resulullaha uymakla ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir:

(Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim de, Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet eden, Cennete girer.) [Deylemi]

(Allah’ın Rab, benim de peygamber olduğuma kesin olarak inanana, Cehennem haram olur.) [Hakim]

(Beni duyup da iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan [ve diğer kâfirler] elbette Cehenneme girecektir.) [Hakim]

(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari, Müslim]

h1

Diyalogcular sigarayı haram kıldı!

12 Mart, 2007

FETHULLAH GÜLEN-HAYRETTİN KARAMAN

Din yeni çıkmış gibi; insanlara göre değişirmiş gibi, her gün dinin bir meselesi sorgulanıyor. Mesela içkili namaz kılınır mı sorusuna herkes bir şey söylüyor. Kimisi, ben onaylamıyorum, kimisi, bir sakıncası yok diyor. Hiçbirisi kitaplardaki hükmü bildirmiyor. Halbuki fıkıh kitaplarında, (Sarhoş olarak kılınan namaz sahih olmaz. Az içkili olarak kılmak mekruhtur. Sallanacak kadar sarhoş olanın abdesti de bozulur) deniyor.

Şimdi de Zaman Gazetesi’nin 01/09/2006 tarihli “Fethullah Gülen ve Hayrettin Karaman’a göre sigaranın dindeki yeri” başlıklı haberininden bazı bölümleri aktaralım:

“FETHULLAH GÜLEN-Tedricî intihar olduğu için sigara haramdır

…Selef ulemasının bu mevzuda net bir fetva vermemiş olması ihtimal o dönemde sigaranın zararlarının bu derece bilinmeyişindendir. Eğer onlar da sigaranın zararlarının bu derece olduğunu bilselerdi fetvaları daha farklı olurdu.

PROF. HAYRETTİN KARAMAN-Sigara, 3 sebepten dolayı dinen haramdır

…Geçmişte İslam alimlerinin bir kısmı sigaraya mekruh veya mubah hükmünü vermeleri tamamen bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Tıbbi tahliller ortada yokken zararının bu kadar tehlikeli olduğu bilinmezken mubah veya mekruh hükmü verilmiştir.”

***

Soru: “Eski âlimler, sigaranın zararlarını bilmedikleri için sigaraya helal demişler. Bugün sigaranın öldürücü bir zehir olduğu kesin olarak ispat edilmiştir. Sigara içmek intihardır. Sigara elbette haramdır” diyenlerin eski âlimleri bilgisizlikle suçlamaları doğru mu?

CEVAP

Çok yanlıştır. Günümüzdeki cahillerin, önceki âlimleri sigaranın zararlarını bilmiyorlardı diyerek cahillikle suçlamaları, kıyamet alametidir. İslam âlimlerine olan düşmanlığın açık bir örneğidir. Resulullahın vârisleri olan İslam âlimlerini cahillikle suçlamak çirkin bir bid’attir.

Üç hadis-i şerif meali:
(Kıyamete yakın, türediler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacaktır.) [İbni Asakir]

(Bu ümmetin sonunda gelenler, önceki âlimleri kötülediği, cahillikle suçladığı zaman, ilmini gizleyen, Allah’ın indirdiği Kur’anı gizlemiş olur.) [İbni Mace]

(Bid’atler çıkınca âlim ilmini açıklasın! İlmini açıklamayana lanet olsun!) [Deylemi]

Kur’an-ı kerimi gizleyerek lanete müstahak olmamak için, İslam âlimlerine saldıran türedilere, yine o büyük âlimlerin kitaplarından alarak cevap vermek zorunda kaldık.

Birçok şeyin fazlası zararlıdır. Bunların fazlası zararlı diye, azını kullanmaya haram denemez. Aklımıza değil, din kitaplarında ne yazıyorsa ona uymamız gerekir.

Tıpta kullanılan ilaçların çoğunda zehir vardır. Çok miktarları ölüme sebep olurken, az miktarları ise dertlere deva olmaktadır. Mesela eter için azı ayıltır, çoğu bayıltır denmektedir. Allahü teâlâ zehirleri de boşuna yaratmadı. Kanserlilere de zehir verilmektedir. Sigarada da öldürücü zehirler vardır. Çoğu elbette zararlıdır, ama azı zevkle içilmektedir. Oruçlu kimse, akşam iftar vakti, yemekten önce sigaraya sarılmaktadır. Kafam çalışmıyordu, sigara içtim rahatladım diyenler oluyor.

Tütünün zararları bilinmese bile, zehirli otların zararları bilinmekteydi. Afyon ve türevleri olan eroin, kodein, morfin ile baldıran, zakkum, esrar, kafein, kokain gibi zehirli otlar ve diğer zehirler eskiden de biliniyordu. Bilinen bu zehirli otların sarhoş etmeyecek, zarar vermeyecek miktarlarının haram olmadığı, az miktarlarını ilaç olarak kullanmanın caiz olduğu, (Feth-ur-rahim, Dürr-ül Muhtar, Redd-ül Muhtar) gibi fıkıh kitaplarında yazılıdır.

İmam-ı Nevevi hazretleri buyuruyor ki:
Sıvı içkilerin azı, zarar vermese de haramdır. Zehirli otların sarhoş etmeyen, zarar vermeyen miktarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Mühezzeb)

İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki:
Afyon ve diğer zehirli otlar haramdır, fakat az miktarlarını ilaç olarak kullanmak caizdir. (Zevacir)

Âlimlerin çoğu tütüne mubah demiştir. Mesela Şeyh-ul İslam Ebülbeka, Ahmed bin Ali Hariri, İsmail Meraşi, kadi Abdürrahim, Ganim bin Muhammed Bağdadi, Şeyhul İslam Behai, Muhammed Tarsusi, Muhammed Kehvaki, Mısır âlimlerinden Yusuf Decvi ve Muhammed bin Abdülbaki Zerkani, allame Abdülgani Nablusi, Abdürrahman bin Muhammed İmadi, allame Ali Echüri, Mahmud-i Samini, Osman Bedreddin, seyyid Abdülhakim efendi, büyük âlim, veliyyi kâmil mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri buyuruyorlar ki:

(Zarar ve alışkanlık yapmayacak kadar az içilen tütüne haram ve mekruh demekten sakınmalı, kesesine ve sıhhatine zarar vermeyecek kadar az içenleri fasık, günahkâr bilmemelidir.)

Zehir yeni çıkmadı. İnsanlık tarihinden beri biliniyor. İslam âlimleri, buna rağmen ilaç olarak kullanılmasına cevaz vermişlerdir. Şu halde, (Eskiden âlimler sigaranın zararlarını bilmedikleri için mubah demişler) demenin ne kadar yanlış, ne kadar cahilce, ne kadar ahmakça bir söz olduğu meydandadır.

Din bilgilerinde, açıklanmamış bir şey kalmamıştır. Kemale gelmiş olan bu dine eklenecek bir şey de yoktur. Dinimiz, kıyamete kadar olacak her şeyin hükmünü bildirmiştir. Âlimler bunları açıklamıştır. İctihad için konu kalmamıştır. Helal ve haram bellidir. Her çeşit uyuşturucunun ve zehrin hükmü bellidir. Dinde eksiklik olmaz. Bir âyet-i kerime meali:

(Dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım.)
[Maide 3]

Tamamlanmış bir dinde, sonradan eksik bir şey çıkmış olamaz.

h1

Bir diyalogcu ile diyalog…

19 Aralık, 2006

diyalogcu


Diyalogcu: Diyalogculara karşı çıkmakla ittihad-ı İslam gerçekleşmez ve “Müminler kardeştir” âyetine uyulmaz ki…

– Hıristiyanlara kucak açmakla ittihad-ı İslam gerçekleşmez ki… Papanın ve papazın elini öpmekle, “Müminler kardeştir” âyetine uyulmaz ki… Yapacaksan, önce yetmiş parçaya bölünmüş Müslümanları birleştir.

Diyalogcu: Artık internet ile kötülüğe ulaşmak çok kolaydır, bu kötülükler dinlere hayat hakkı tanımadığı için, ayakta kalmak isteyen dinler diyalogtan yana olmak zorundadır.

Hıristiyanlar, Müslümanlığı yok etmek için dinsizlerden daha çok çalışıyorlar. Hıristiyanların misyoner teşkilatı var, ateistler ve komünistlerin böyle bir teşkilatı yok. Eskiden zimmi olanlar vardı. Devletin gölgesinde yaşadıkları için diyalog önem taşırdı. Harbi olanlarla diyalog zararlı olur.

Diyalogcu: Öyle tv programları var ki, dini, imanı yele verebilir…

– Hıristiyanlar zaten bunu yapıyor. Diyalog olunca bu programları kaldıracak mı? Adamlar papaza gidip günah çıkarıyorlar. Onlara göre, zinanın ne sakıncası olur ki?

Diyalogcu: Ayyaşlık yaygın hâl almış… Fuhuş moda haline gelmiş…

– Hıristiyanlıkta içki ve sarhoşluk günah değil ki… Diyalog kurulunca içkiden vazgeçecekler mi?

Diyalogcu: Bu olumsuzluklar insanların dinlerden ne kadar uzaklaştığını göstermektedir.

– İslam ile diğer dinler mukayese kabul eder mi? İnsan, diğer dinlerden ne kadar uzaklaşırsa o kadar iyi. Bir dinsizin Müslüman olması mümkün, fakat Hıristiyanın Müslüman olması daha zordur.

Diyalogcu: Kiliseler, havralar kadar camiler de boşaldı. Hurafeler, bid’atler bütün dinleri sardı. Eğer yeryüzünde din adına bir şeyler kalacaksa, dinler arasında yardımlaşma şarttır.

– Diyalog ile hurafe ve bid’at nasıl temizlenir ki? Hak olmayan Hıristiyan ve Yahudilikteki bid’at ve hurafeyi kaldırsak bile ne önemi var? Zaten o hak değil. Ondaki hurafeyi kaldırmanın maksadı var mı?

Diyalogcu: Diyalog, dinlerin birleşmesi değil, yardımlaşmasıdır.

– Hıristiyan ve Yahudi bize, biz ona ne yardım edeceğiz? Bunların ne yardımı olur ki?

Diyalogcu: Diyalog anlaşmadır, bir kısım prensiplerde mutabık kalmaktır.

– Hep yuvarlak konuşuyorsunuz. Ne anlaşması, hangi prensiplerde mutabık kalınacak? Programın ne? Bunlarla anlaşılabilecek tek mesele, tek Allah inancıdır. Fakat Hıristiyan üç tanrı varken senin tek Allah’ına inanır mı? Sayın diyalogcu, lütfen açık ol, kâfirlerle ne diyalogunun peşindesiniz? Onlar gölge etmesin, başka ihsan istemeyiz. Misyoner faaliyetlerini durdursunlar yeter. Ama buna diyalogcuların gücü yetmez.

Diyalogcu: Hz. Muhammed de gayri müslimlerle 52 maddelik bir anlaşma yapmıştı. İslam tarihinde yabancılarla yapılan anlaşmaların sayısı pek çoktur.

– Düşmanlarla anlaşma yapılır fakat bu anlaşmaya diyalog denmez. Siz anlaşma değil, diyalog peşindesiniz. Günah çıkarmayın, misyonerliği bırakın, üç tanrıya inanmayın gibi bir anlaşma mı imzalayacaksınız? Yoksa…

Diyalogcu: Hıristiyanlarla yardımlaşmamız lazım.

– Onlar bize ne yardımı yapacak? Tarihte görüldüğü gibi hizmet perdesi altında Hıristiyanlık propagandası yapacaklar. Zaten (gayemiz, dünyayı Hıristiyanlaştırmaktır) diyorlar.

Diyalogcu: Ne o beni Hıristiyan yapabilir, ne de ben onu Müslüman yapabilirim, benim gayem, dinsiz kalmak istemeyenlerle el ele vereceğim.

– Hıristiyan’la el ele vermek anlaşma mıdır, yoksa dostluk mudur? Belki onlar, seni Hıristiyan yapamaz ama, onların tek gayesi herkesi Hıristiyanlaştırmaktır. Bile bile bunun üstüne gitmek, dinini bilmeyen Müslümanları kurban etmek olmaz mı? Dinini bilmeyen Müslümanları peşkeş mi çekeceksin? Yoksa Hz. İsa onları kurtarır diyerek gizli bir maksadın mı var?

Diyalogcu: Televizyonda ahkam kesip, diyaloga karşı çıkanlar, bir zamanların TCK’nın 163. maddesinin hışmına uğramayan kimselerdir.

– Diyalog olunca, ceza kanunları kalkacak mı?

h1

Gayri müslimlerle dost olmak

27 Kasım, 2006

 

dinler arası diyalog

Soru:Bir diyalogcu diyor ki:”Gayri müslimlerle dost olmadan onlara İslamiyet’i nasıl anlatacağız? İlk önce onlarla samimi dost, can ciğer olmak lazım, hatta onların kiliselerine gidip, âyinlerine bile katılmak lazım.”
Kâfirlerle böyle dostluk kurmak caiz mi?

CEVAP
Caiz değildir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:

(Müminler, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.) [Al-i İmran 28]

(Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]

(Zalimler, [Kâfirler, İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Takva ehlinin dostu ise Allah’tır.) [Casiye 19]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Kâfir bir kavmi seven veya onlarla dostluk kuran kimse, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]

Bid’at ehli ile dostluk uygun görülmezken nerde kaldı ki gayri müslimler ile dostluk uygun görülsün.

Bid’at ehli ile görüşmeyi yasaklayan hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

(Bid’at sahibine hürmet eden, İslamiyet’i yıkmaya yardım etmiş olur.) [Taberani]

(Bid’at ehline sert davran! Allah, onlara düşmandır.) [İbni Asakir]

(Onlardan kaçın! Sizi dalalete, fitneye düşürmesinler.) [Müslim]

(Hasta olurlarsa, ziyaretlerine gitmeyin!) [Ebu Davud]

(Karşılaşınca, onlara selam vermeyin!) [İbni Mace]

(Onlarla birlikte bulunmayın, birlikte yiyip içmeyin!) [Ukayli]

(Onların cenazelerine gitmeyin, onlarla birlikte namaz kılmayın!) [İbni Hibban]

(Onlar benden değil, ben de onlardan değilim. Onlarla cihad, kâfirlerle cihad gibidir.) [Deylemi]

(Kim bid’at ehlinden buğz ederek yüz çevirirse, Allahü teâlâ onun kalbini korkulardan emin kılar ve imanla doldurur. Bid’at ehline sert muamele edeni de, en büyük korku gününde emin kılar. Bid’at ehlini hakir ve zelil göreni de, Cennette yüz derece yükseltir. Bid’at ehline selam veren veya onu sevindirici şeyle karşılayan, Kur’an-ı kerimi küçümsemiş olur.) [Hatib]

İmam-ı Rabbani hazretleri 54. mektubunda buyuruyor ki:

İyi biliniz ki, bid’at sahibi ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten, kat kat daha fenadır.

Mazher-i Can-ı Canan hazretleri buyuruyor ki,

(Kâfirleri ve bid’at sahiplerini ve açıkça günah işlemeye devam eden fasıkları sevmememiz emrolundu. Bunlarla konuşmamalı, evlerine, toplantılarına gitmemeli, selam vermemeli, arkadaşlık yapmamalıdır. Zaruret ve ihtiyaç olduğu zaman, zaruret miktarı kadar, bu yasaklara izin verilmiştir. Bu zaman, onlarla ihtilat caiz olur ise de, kalbin yine onları sevmemesi lazımdır.)

Müminin kâfiri sevmesi, arkadaşlığı üç türlü olur:

Birincisi, onun küfrünü beğenir. Bunun için sever. Bu muhabbet yasaktır. Çünkü onun dininden razı olmuştur. Küfrü beğenen kâfir olur. Böyle muhabbet, imanı giderir.

İkincisi, herkesle iyi geçinmek için, kâfire dost görünmektedir. Bu yasak değildir.

Üçüncüsü, ikisi ortasıdır. Onlara meyleder, yardım eder. Dininin bâtıl olduğunu bilerek, akrabalık, iş arkadaşlığı sebebi ile dostluk yapar. Bu muhabbet küfre sebep olmaz ise de, caiz değildir. Çünkü bu muhabbet, zamanla dinini beğenmeye sebep olur. (Mektubat-ı Masumiyye c.3, m.55)

Şimdiye kadar gelen İslam âlimleri, bunlar gibi diyalog kurmamışlar. Kitap neşretmişlerdir. Onlara zulmetmemişlerdir. Gerektiğinde Cehenneme gitmeyip, Cennete gitsinler diye kılıçla yola getirmeye çalışmışlar, savaş etmişlerdir.